Deliliğe vurdum kendimi...!

23/3/2006 - sadece deneme


Karanlık, loş ve ürkütücü büyüklükteki bu mağaranın çıkışını bulma telaşı içinde kıvranırken, biraz ilerde bir merdiven gördüm. Merdivenin yanına koştum.İçimde varolan korku, beni merdivenin ilk basamağında durdurdu.Nereye gittiğini bilmediğim bu merdiven beni fazlasıyla tedirgin etmişti.Ancak bu izbe mağarada daha fazla kalmak istemiyordum. Merdiveni ağır adımlarla çıkmaya başladım. Attığım her adımda, merdiven basamakları biraz daha artıyordu, sanki.Sakin olmalıydım,durdum derin bir nefes aldım ve ilerlemeye devam ettim.Uzun süren çıkışın ardından, yukarıda hafif bir ışık süzmesi gördüm. Tüm yorgunluğuma rağmen merdivenleri koşarak çıkmaya başladım.Artık kurtuluyordum. Bu kabus, gülerek hatırlayacağım bir anı olarak kalacaktı.Merdivenin sonuna doğru gördüğüm ışığın, florasanla aydınlatılmış, bir binanın içinden geliyor olması beni hayal kırıklığına uğratmıştı. “Burası da neresi”,diye düşünürken, koridordan birinin geçtiğini gördüm.Onun ardından koştum. Artık buradan çıkmak istiyordum. Labirente benzeyen ve  birbiri içinden geçen koridorlarda çaresizce gördüğüm adamı arıyordum. Durdum. “Bu kabus bitmeyecek” diye düşünmeye başlamıştım ki, başımı kaldırdığımda bulunduğum koridorun sonuna doğru bir oda olduğunu fark ettim. Birden arkamdan gelen hırıltıyla irkildim. Arkama döndüğünde gördüğüm şey küçük bir adamdı. Bana bir şeyler anlatmak istiyordu. Anlamsız sesler çıkararak, el kol hareketleri yapıyordu. Koridorun sonundaki odayı işaret ediyordu.Odaya doğru ilerlemeye başladım. Beni tedirgin eden bir şey vardı.  Burası neresiydi ! Odaya bir iki adım kala durdum, çevreme bakındım. Sağımda içeriye doğru küçük bir girinti olduğunu fark ettim. Kablolarla dolu bu girintinin yanına gittim. İçine bakmak için eğildim.Telsiz ya da telefona benzeyen bir cihaz vardı içinde. Elimi uzattım, korkuyla; o cihazı aldım. Cihazla birlikte, çektim elimi. Elim gelmiyordu, sanırım cihaz bir yere takılmıştı. Birkaç kez hafifçe zorladım, çıkaramadım. Durdum ve hızla çektim elimi. Kablolar içinde tuhaf bir cihaz çıktı deliğin içinden. Birden yanı başımda bir kapı beliriverdi ve büyük bir gürültü ile kapandı. Şaşkındım, hareket edemiyordum. Yalnızca izliyordum, korku dolu gözlerle. Ben kapıya bakarken arkamdan gelen korkunç bir sürtünme sesi, hızla o tarafa döndürdü beni. “Tanrım!” Odanın duvarları birbirine doğru hareket ediyordu. Oda, kartondan bir kutu gibi katlanıyordu. Ve üzerime geliyordu. ”Sıçtık “ dedim bağırarak.  Dönüp kapıyı yumruklamaya başladım.”Kurtarın beni, yardım edin.”. Bir yandan da kabloları deliğin içine sokmaya çalışıyordum. Yine o sürtünme sesi duyuldu. Sona ermişti, artık duvarlar hareket etmiyordu. Kapıyı yumruklamaya ve bağırmaya devam ettim. Ellerim kan içinde kalmıştı. Kapıyı yumrukluyordum hala. Açılmayacaktı. Burada mahsur kalmıştım. Ağlayarak yere çöktüm. Bir yandan da bağırmaya devam ediyordum. ”Kurtarın beni, yalvarırım  biri beni duysun. Çıkarın beni buradan.” Aradan ne kadar zaman geçti  bilmiyorum, gürültü ile kendime geldim.Tanrım, kapı açılmıştı, artık kurtulmuştum. Ayağa fırladım. Dışarı çıktım. Bir dakika, burası benim geldiğim yer değil. Koridorlar nerede?” Tanrım, çıldırmış olmalıyım. Kesin uyudum kaldım ,o kapalı yerde”, diye düşünürken, kolumun çekiştirilmesi ile sıçradım. Koridorlarda gördüğüm küçük adam yine bana bir şeyler anlatma  çalışıyordu. Bu kez onu anlamaya çalıştım. Sanırım beni o kurtarmıştı. Elimi tutup, beni sola doğru çekiştirmeye başladı. İtiraz etmeden onunla yürümeye başladım. Az sonra bir kapıdan geçtik. ”Aman Tanrım, bu da ne!”. Tarihi mekanlara benzeyen, yüksek tavanlı,tavana yakın kocaman vitray yapılmış camları olan, çok geniş bir odaya çıktık.Tabanı ıslaktı, burnuma gelen ağır küf kokusu beni rahatsız ediyordu.Küçük adamla ilerlemeye devam ediyorduk. Hayretler içinde geçtiğimiz odaya bakıyordum. Kim inşa etmişti, böylesine muhteşem bir yeri. Ben bunları düşünürken, küçük adam büyük bir kapının önünde durdu, tuhaf bir ses çıkardı ve kapı gürültü ile açıldı.İçimdeki korku azalmıştı.Sanırım, çıkışa doğru gidiyorduk.Kapıdan içeri girdiğimizde, şaşkınlığım iyice artmıştı.Çevresi suyla dolu, uzun ince bir koridordan geçecektik. Küçük adam ilerleme başladı. Ben de şaşkınlık içinde, onu bilinçsizce takip ediyordum. Epeyce yürüdükten sonra, küçük adam durdu. Yine o sesi çıkardı. Suya atladı. Daldı ve kayboldu, daha ona uzanamadan. Beni  hayretler içinde bırakan bu korkunç yerde yine yalnız başıma kalmıştım. .”Yolu takip etmeli miyim?Başka çarem yok ki!” Çaresiz ilerlemeye başladım.Bir süre sonra, koridor daralmaya başladı. İlerlemeye devam ettim.Koridor, az ileride ikiye ayrılıyordu. Hangisinden gideceğimi bilmiyordum. Hatta gitmeli miyim, onu dahi bilmiyordum. İki koridorun tam ortasında durdum. Çocuklar gibi sayışmalı mıydım.Neydi o “ Ooooo! Portakalı soydum.Baş ucuma...”Off! ne yapıyorum ben. Küçük arkadaşım neredesin? Her iki koridora da  bakmaya karar verdim. İkisine de girip biraz ilerleyecek, sonra da gitmem gereken yolu bulacaktım. Önce hangisine girmeliydim. Elbette ki sağdakine, sağ iyidir. Öyle demezler mi? Sağ el cici, sol el kaka diye öğretmediler mi bize. Sağdaki koridora girdim, ilerleme başladım. Burası tuhaf kokuyordu. Küf ve yanık kokusu bir aradaydı, sanki. Bu koridor aşağıya doğru iniyordu. Sanırım, gitmem gereken yol bu değil, geri döndüm. Soldaki koridora girdim.İlerledim, uzaktan mırıltıya benzer sesler geliyordu Korktum. Ya kötü bir şeyse, ya beni ara öğün olarak seçerse diye ve durdum. Ne olacaksa olsun artık, çok sıkıldım ben. Sesleri dinledim. Aslında kulağa çokta korkunç gelmiyordu. İlerlemeye karar verdim.Yürüdükçe bu sesleri bir yerlerden bildiğimi fark ettim. Adımlarımı  sıklaştırdım. Uzakta bir kapı daha vardı. Koşarak, kapının tokmağına sarıldım. Tanrım, açılmıyordu. Sesler içeriden geliyordu. Kapıyı yumruklayarak, ”açın kapıyı, ben buradayım. Açın şu kahrolası kapıyı!...”.  Birden bir sessizlik oldu. Kapıya doğru gelen, biri vardı. Büyük bir gıcırtı ile açıldı kapı.”Sen nerelerdeydin?” dedi annem.”çok ama çok korkunç bir yerdeydim.”Annemin boynuna sarıldım. Annemse yatağın altına neden girdiğimi ve orada uyumak gibi bir aptallığı nasıl yaptığımı merak ediyordu. Ben de!.......

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2009-01-30 14:47:54 - :))

Yazan: pinarozfidan
İşin ilginç tarafı yukarıdaki öykü, rüyalarımdır.Bir gün sizler gibi normal, günlük yaşamı anlatan rüyalar göreceğimi ümit ediyorum.:)))))))
Sevgiyle....
Bağlantı

2007-08-22 21:10:59 - aY nEFES nEFESE kALDIM..

Yazan: ykslnbsk

..o KADAR kOŞTURDUN pEŞİNDEN bİZİ kABUSUNA bAŞLİCAM şİMDİ sENİN =)))

..Sıçtık dedim bağırarak..

bURDA kOPTUM =)))))))))

...........deep not...........

bİ bLOĞUN oLDUĞUNU bİLMİYODUM mSN iLETİNDE gÖRDÜM LİNKİNİ bUGÜN..

sIK bLOGLA eMİ ;)



Düzenleyen ykslnbsk gün: 22/8/2007 saat: 21:13
Bağlantı

2006-03-25 13:44:28 - YORUM

Yazan: RIFAT
Pınar anlatımını çok beğendim.. akıcı ve yalın... okuyanı konunun içine çekiyorsun... çok güzel bir özellik bu... devam etmeni şiddetle tavsiye ederim... ah bide o merdiven tekrarlamaların olmasa:)))) korku gerilimden hoşlanmam biliyorsun... hazır baharda geldi... kuşlar,çiçekler,böcekler,... ne gerek var gerilime. dimi ama... ben... arkadaşın... hani istanbuldan... rıfat...
Bağlantı

2006-03-24 18:26:29 - Kutlarım

Yazan: Kuzeyden
Yazını okurkan "Küp Sıfır" tekrar izler gibi oldum :)
Tebrikler lütfen devam et....
Bağlantı

2006-03-24 14:54:30 - ...

Yazan: turkanka
derin bir yazı...
Bağlantı

2006-03-23 10:39:32 - merhaba arkadaşım

Yazan: gulten
bır an kendımı hıpnoz seansında hıssettım ama guzel bır paylaşım olmuş sevgıler
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

PAYLAŞMAK DERİN BİR NEFES...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

elifce
elifceler
yoncaayas
selmaozfidan
kelrapunzell